PRP tedavisinin faydaları

Trombosit çoğunlukla kan dolaşımı sırasında etkisiz bir şekilde dolaşan kan ögelerindendir. Sadece yara ya da doku hasarı oluşumunda esas işlevini yerine getirerek kan pıhtılaşması ve yara iyileşmesini gerçekleştirir. Trombositlerin sayısını artırıp farklı tedavi alanlarına uygulayarak bu işlevini en üst seviyeye çıkaran yönteme ise PRP tedavi yöntemi denir.

PRP’nin aşamaları plazma toplam kan hacminin %55’i; %91’i su çözücü; %7’si albümin, globülin gibi kan proteinleri ozmoz dengesi, pH tamponu; %2’si aminoasit, şeker gibi besinler; eritropoietin, insülin gibi hormonlar; sodyum, potasyum, kalsiyum gibi elektrolitler; ozmoz dengesi, pH tamponu, membran geçirgenliğinin kontrolü; %45’i hücresel bileşenler toplam kan hacminin; %1’den az beyaz kan hücreleri katmanı; trombositler, büyüme faktörü yani koagülasyon, beyaz kan hücreleri, %44 kırmızı kan hücrelerinden oluşur.

PRP tedavisinin başarısı

PRP tedavisinin başarısı, PRP’nin yüksek konsantrasyonda elde edilmesi, en az hasar ile en üst seviyede büyüme faktörü sağlayacak trombosit oranın elde edilmesiyle mümkündür. Elde edilecek olan trombositlerin zarar görmemesi ise kanın alınma tekniğine, konduğu tüpün şekline, tüpe uygulanan G kuvvetine ve döndürme esnasından tüpün santrifüjde durma açısına bağlıdır. Santrifüj, kandan PRP elde edebilmek için hücre ayrıştırma işleminin en önemli aşamasıdır. Santrifüj, tüp içindeki sıvıyı büyük bir hızla döndürür ve daha ağır olan parçacıkların dışa savrulmasını sağlar. Bu savrulma açısı ne kadar doğrusal olursa PRP materyalinin içindeki farklı ağırlıktaki hücreler bir araya toplanarak ayrışır.

CEVAP VER